16 Aralık 2011 Cuma

GÜNÜN NEFESSİZ ANLARI

Çizgiyi aşmamak gerek bazen,  ruhunu bir köpek gibi eğitmelisin dur deyince duran, sus deyince susan...Ayaklarına prangalar bağlamalısın ruhunun, ki özgürce gitmek istediği yere gidemesin, eğer giderse uğrsuz bir sokak köpeğinden daha kötü bir hale gelecektir. Ya da daha aşağılık bir yaratığa dönüşecektir .Gittiği yerden daha kötü olamaz ya onu zincirlemek ve eğitmek....

22 Eylül 2011 Perşembe

düş peşime

Düş peşime; düş de gör zifiri gecelerimi , dayanılmaz dediğim sancılarımı düş ki; her bir tarafın mengenelerle nasıl sıkılıp ezildiğini, bu defa katran karası gözlerin yok , bu defa yokluğunun acısıda yok ruhum terkediyor seni  ,varlığın bir tasma boynumda kırıyorum zincirlerimi yavaş yavaş kelimelerimin sonu gelmiyor çünkü; hiç sonumuz olmadı kelimelerimin de boynu bükük arkası üç nokta gibi sonu gelmeyen...Gidiyorum ey yar adımlarım ağır bir kelam etme, ırmağım ben, senden taraf akarım ,yönümü şaşırırım sus sevdiğim sus sana çağlarım...

siyah inci

Bir çift siyah inciydi baktığım.Derine insem içine çekerdi siyah laleler ,biraz daha dalsam derinlerine zehirli sarmaşıklar boğazıma dolanırdı, bakmaya korkardım ama kendimi alamazdım siyah incilerden...

bir kuş

Bir kuş gelir gecelerime katran karası; alır götürür beni, zihnimin derinliklerindeki senli düşlerime. Bir kuş ki, ruhu yar'dan ibaret, alır uçurur ürkek ruhumu ; katran karası gözlerine hapsetmeye...

başka başka

İçim başka, dışım başka söyler benim,kaşım başka, gözüm başka söyler benim de; Bir seni inkar etmez benliğim...

ateşböceği

Bir çift göz ki uçuşur karanlık gecelerimde ateşböceği misali, aklımın her bir kancasında  takılıdır her hali, bakmak ayrı bir tat verir,bakınca hep intihar zehirleri saçılır hücrelere. Dokunsam yanarım zemheri ateşinde, içimdesin ey yar nasıl atarım bilinmezlere...

11 Eylül 2011 Pazar

bilmemişim

Sebebi yok ki bunun; nasıl tutuldum sana hala hatırlamam sadece gördüğüm anda çivilendi kalbim , üzüm karası gözlerine. Bilmemişim ben o anda ölmüşüm, o an aslında isanın çarmıhtaki acılarını çekecekmişim bilememişim...

9 Eylül 2011 Cuma

onulmaz ruh

Şimdi ben dipsiz uçurumların olmayan dibini ararken, hangi dillerden dökülüyor adın. Hangi bozuk gülümsemen yansıyor kırık aynalardan.
           Bırakıp giderken haberin yoktu sevgili ama ardın dönüp defalarca sana baktı ardında kalansa, art arda vurgunlardan dağılmıştı bir metal yorgunluğunda çoktan...Nasıl katlanırsın ki, katlandığımdan bi haber olduğun onulmaz karanlık ruhuma.

8 Eylül 2011 Perşembe

yok olan güzelliklerim

Şimdi ırmaklarımda ışık saçan balıklarım yok artık. Şimdi dağlarımda şarkı söyleyen çiçeklerim yok... Yokluğunu çivileyip duvarlarıma, yalan diyarlarda savrulduğundan bu yana; ırmaklarımdaki ruhsuz balıklarımla beklemekteyim ve artık çiçeklerim ateş püskürüyor...

1 Eylül 2011 Perşembe

...

Bazen ona bişeyler yazarsın, yazar silersin.. yazar silersin.. O hiçbirini okumamış olur; ama sen hepsini söylemiş olursun."

M.MUNGAN

(s k t)

son kullanma tarihleri yazsa ilişkilerin üzerinde; zamanın geldiğinde bende seni atsam çöpe umursamadan,yok olsan,çürüsen....

geceye

Sitemim geceye hep gecemi daha fazla düşünür insan,karanlık bu kadar düşünceye sevk eder mi insanı...Kafamdaki bu kavga kiminle neye bu hırçınlığım,neye kırgınlığım?

bırakma ellerimi...

Ellerini ver bana sevdiğim bitmesin bu an geçmesin dursun zaman ,ellerini ver sevdiğim yoksa kaybolur giderim sensiz bu şehirde...Tut ellerimi sevdiğim tut bırakma yokluğun bir kara delik bırakma ölürüm sensiz....

rayların çığlığında...

Hani insanın kalbi ağzına gelir heyecandan,hani canını istese yok demessin o an ...Gitttin seninle birlikte rüzgar da ters yöne gitti ,tersine esiyor soğutmuyor senizlikten yanmış bedenimi...Hani ben üzüm karası gözlerinde boğulurken,hani ben yanmış teninde kaybolurken...kelimeler yetersiz kalıyor söylenecekler boğazda bir düğüm,bu düğüm çözülür mü? bir gün...

yalnızlığın tik tak'ları

Şimdi yalnızlığın saati,şimdi senzizliğin saati,yakıyorken içimi hasretin,söyle hangi soğuk üşütür beni...doğacak güneş getirir mi seni bana,yolların getirir mi seni bana ,getirsede kavuşturur mu kader bizi...

içimdeki karmaşalar

Geçermi bir bir ömür sensiz diye;düşünürken ardıma baktım ki öyle bir geçmiş ki zaman sensiz farkına bile varmamışım... Yokluğun her ne kadar acıtsada içimi buna bir son vermeyi bile düşünmemişim seni düşünmekten...şimdi her bir tarafım kırık, dökük, yaralı...masanda mezen olarak gördüğün günden beri beni ,bense sek içerim seni içim yanarak...Düşülüyorum yalnızca varlığının huzurunu,gözlerinin karasını,cennet kokunu...

29 Ağustos 2011 Pazartesi

Bir Garip Sıkıntı...


Yine gece oldu işte bu günden bana kalan yokluğunu koynuma alıp yatmak düştü...bu gece ve her gece ya da bir ömür yokluğun payıma düşen.bu isyan kime ,neye?beni anlamayacaksın ki bir karabasanın yüreğine oturupta nefesini kesmesi aynı senin yokluğunun yaşattığı sancı ...

Sancı

Yüreğimdeki ayak izlerin ilk günkü gibi derin biliyorum bu izler hiç geçmeyecek ömrümün sonuna kadar'da derinleşecek.Yokluğun çok ağır yüreğim çok zayıf bilirim bu sancı beni yokedecek...

Senli Düşler...

Tenin cennetim,bilirim ne kadar sevap işlesemde cennet tenine ulaşamayacığımı çünkü yokluğunun cehenneminde yanmakla cezalandırıldım...sadece senli düşlerde boğulmaktayım...

Seni Dilemek...

Bir yıldız kaydı ,seni diledim bilirim hiç benim olmayacağını ,bilirim sensiz tüketeceğimi örümü ama seni dilemeden yapamam gece gözlüm gelemeyeceğini bile bile dilek tutmak seni sevmek...

Boşluk...


Konuşursam kaçarsın,konuşursam korkarsın, konuşursam sol yanında taşıdığından utanırsın,konuşursam ufacık kalır senin sevgin özlemim büyük,hasretin yakar,konuşursam şiir,yazarsam roman olur sevdam...sensizlik koynumda bir yılan,sensiz geçirdiğim her günüm yalan koca bir boşluk yokluğun her aklıma gelişin ise o boşluğa çığlık çığlığa düşmek ama en kötüsü o boşlukta elimi hiç tutmayacağını adım gibi bilmek...

Yokluğun...


Söyle hiç ağustosun ortasında üşüttümü yokluğum seni?yoksa sadece benmiyim düşünüpte üşüyen seni?yokluğun soğuk,yokluğun yangın yeri,yokluğun,yokluğun,yoksun yok...

Eski Bir Aşk...

Kadim zamanlardan kalma sevda benimkisi hiç azalmayan hep çoğalan...Düşünürdüm bir gün azalacak,silinecek,yok olacak bende sonsuz huzura kavuşacağım diye ama olmadı sevgili olmadı gün be gün çoğaldı sana olan sevgim ve hasretim ah bilsen unutmayı ne çok isterdim bu ızdıraptan kurtulmayı sonra dedim ki kendi kendime ;olsun onun ateşinde yanmak'da güzel ...

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Bir Uzak Mabed...


Öperdin içim titrerdi,öperdim cennet bahçelerinde gezerdim tenin cennetti,kokun tanrım,gözlerin mabedim...

Sensizlik

Senin kadar aydınlatmıyor dünyamı ne ay,ne yıldızlar ,ne de güneş yoksun ya dünyam karanlık, gecelerim karabasan...dön hadi sol yanım kurtar bu kabuslardan .sensizlik soğuk bir musalla taşı gibi...

Kabulü Olmayan Dua'm...

Gece daha da artıyor sancılarım bir gün daha geçti sensiz şimdi kimbilir kimlerin koynunda karşılıyorsun geceyi,kimlerin koynunda uyanacaksın sabahlara...sahi sevgili hiç hayalini kurdun mu benimle sabaha uyanmanın ,öyle ya sen hiç yüreğinde hissetmedin ki beni ,hiç yürekten sevmedin ki hayalini kurasın..tanrıya yalvarıyorum seni unutmak için bir güç göndersin diye ama duyulmuyor dualarım ,duyulmuyor sesim ya da duymak istemiyor ...bu sevda ya bi ödül bana tanrıdan ya da ceza...tanrım ödülümse yaz anlıma cennet kokulu teninde uslandır beni,cezamsa yokluğuyla ıslandır beni...ya da sadece rüyalarımda kavuştur beni...sadece rüyalarımda...öyle ya sana  dönüşüm bir rüyayla olmadımı,tanrı değilmiydi beni o rüyayla sana yaklaştıran...

25 Ağustos 2011 Perşembe

Kaybolanı Kaybetmek...

Ensendeyim yavaş ve usulca nefes alıp verişlerinin arasındayım...gönlüme düştüğünden beri araf'ta seni beklemekteyim geldiğin zaman ruhum özgür olacak...
Yıllarca bekledim,aylarca bekledim,günlerce bekledim...Bir  kuşun kanadında bekledim,bir şarkının nakaratında,bir şiirin dizelerinde bekledim...ve buldum bir dilencinin umutsuzca bakan gözlerinin karasında,bir kuşun kanadında,bir çiçekte,gün batımında,güneşin doğuşunda,yağmurun damlasında...Kaybettim...çünkü artık ruhunda bedeninde bir başkasına aitti...bolanı

Bugünden Karmaşalar...

Bir hayalet şehir sanki burası ,yada cehenneme açılan kapının girişi gibi nerede bu insanlar sokakta çıt yok ve bir ölüm sessizliği var galiba ...bu sessizlik beni ürküten ölüm sessizliği kötüdür yakar sonrasında insanın içini ama sonra alışır insan her şeye yokluğuna ,varlığına,suskunluğa,yalnızlığa....kalır yalnız başına ,kafasının içindeki neidüğü belirsiz,kavgacı,hır gür çıkaran o şeyle,o şeyle,onunla...

24 Ağustos 2011 Çarşamba

Nem Düşer Gecelerime

küf kaplar yastığımı
kirpiğimde buz damlası eritir akıtırım
yokluğunun gölgesi vurur puslu düşüme
isyan eder bedenim prangalı zihnime
firariyim bu gece dilimdesin tek hece
müebbete  yenilmiş her yolumda bir mayın
göğüsümde son acı
kan yollar saçlarım
son nefesimde
sen
varsın
****
MASUM.D

Kanayan Yara

Güneş batıyor dağların ardından sevgili,sen yoksun gene hiç olmadığın gibi aslında alışkın olmam lgerek yokluğuna ama alışamıyorum işte... hiç olamadık ya birlikte belkide ondan.İçimde öyle derin yaralar açtın ki iyileşmesi mümkün olmayan...şimdi her aklıma gelişinde sızlar yaralarım ve başlar anlık ama sürekli sancılarım...

Anlık Sancılar

Gece gibi karanlıktı gözleri ve ben her baktığımda kaybolurdum, gözlerinin derininde. Ölüm gibi sessiz ve huzur verici, bir o kadar soğuk... Üşürdüm, içim titrerdi, ürperirdim ama sen hiç bilmezdin sevgili. Ben o gözlere her bakışımda ölürdüm... Öperdin, bütün hücrelerime kan dolardı, ben küllerimden doğradım daha yoğun bir aşkla sana.... Ayrıydık ama bir o kadar birdik. Ayrı yataklarda yatar, başkalarının koynunda uyanırdık sabahlara... Ben hep seninleydim aslında gözlerimi her kapadığımda, ruhunla sevişirdim geceler boyunca, cennet kokulu teninde kaybolurdum...

Başlangıç

Ve böylece günyüzüne çıkar, beynimin ve ruhumun en ıssız köşelerindeki sessiz fırtınam...